Kemik ağrılarının çoğu tümöre bağlı değildir; ancak bazı ağrı ve şişlik özellikleri değerlendirme gerektirir. Uyarı işaretlerini, tanı adımlarını ve ne zaman doktora başvurulacağını anlatıyoruz.
Bu sayfada 8 başlık
En sık görülen kemik tümörü belirtileri; belirli bir kemikte haftalarca süren ve giderek artan ağrı, dinlenirken ya da geceleri belirginleşen ağrı, kemiğe yapışık sert bir şişlik ve küçük bir darbeyle oluşan kırıktır. Bu belirtilerin çoğu tümör dışındaki nedenlerle de ortaya çıkar; kemik ağrılarının büyük bölümü zorlanma, spor yaralanması ya da çocuklarda büyüme ağrısı gibi zararsız durumlara bağlıdır. Önemli olan, beklenen süre içinde geçmeyen veya özellik değiştiren şikâyetleri fark edip gecikmeden muayene ve görüntüleme yaptırmaktır.
Kemik tümörlerinin büyük çoğunluğu, özellikle çocuk ve gençlerde, iyi huyludur. Kemikten köken alan kötü huylu tümörler (kemik sarkomları) tüm kanserler içinde oldukça nadir görülür. Bu yazı, kaygıyı artırmadan hangi işaretlerin değerlendirme gerektirdiğini ve tanı sürecinin nasıl işlediğini açıklamak için hazırlandı.
Kemik tümörü nedir? İyi huylu ve kötü huylu ayrımı
Kemik tümörü, kemik dokusunda kontrolsüz biçimde çoğalan hücrelerin oluşturduğu lezyonların genel adıdır. Kabaca üç grupta ele alınır:
- İyi huylu (benign) tümörler ve tümör benzeri lezyonlar: Osteokondrom, enkondrom, osteoid osteoma, basit kemik kisti, anevrizmal kemik kisti ve nonossifiye fibrom bu gruptadır. Vücuda yayılmazlar; bir kısmı yalnızca takip, bir kısmı ise cerrahi tedavi gerektirir. Dev hücreli tümör gibi bazıları iyi huylu olmakla birlikte çevre dokuya zarar verebildiği için daha aktif tedavi edilir.
- Kemikten köken alan kötü huylu tümörler: Ergenlik ve genç erişkinlikte daha sık görülen osteosarkom ve Ewing sarkomu ile daha çok erişkinlerde görülen kondrosarkom en bilinenleridir.
- Kemiğe yayılmış (metastatik) tümörler ve kan hücresi kaynaklı hastalıklar: 40–50 yaş üzerindeki erişkinlerde kemikte saptanan yıkıcı bir lezyon, kemiğin kendi tümöründen çok başka bir organdan yayılan tümöre veya multipl miyeloma bağlı olabilir.
Yaş, lezyonun yerleştiği kemik ve kemiğin hangi bölümünde olduğu, doktorun olasılıkları sıralamasına yardımcı olur; ancak kesin ayrım yalnızca belirtilere bakarak yapılamaz.
Kemik tümörü belirtileri nelerdir?
Ağrı
En sık belirtidir. Başlangıçta aralıklı olabilir ve zorlanmaya bağlanabilir. Tümöre bağlı ağrı genellikle derin, sızlayıcı ve belirli bir noktada hissedilir; haftalar içinde süreklileşir, dinlenmekle geçmez ve geceleri belirginleşebilir. Bazı iyi huylu tümörler ise hiç ağrı yapmaz.
Şişlik veya kitle
Kemiğe yapışık, sert, elle itildiğinde hareket etmeyen bir şişlik fark edilebilir. Özellikle diz ve omuz çevresinde büyüdüğü izlenimi veren şişlikler değerlendirilmelidir. Yüzeyel, yumuşak ve deri altında kayan küçük şişlikler ise çoğunlukla kemikle ilgili değildir.
Küçük bir darbeyle oluşan kırık
Tümör ya da kist kemiği zayıflattığında, normalde kırık oluşturmayacak bir zorlanmayla kemik kırılabilir. Bu tür kırıklara patolojik kırık denir ve bazen altta yatan lezyonun ilk belirtisidir.
Topallama ve hareket kısıtlılığı
Eklem yakınındaki lezyonlar topallamaya, eklemi tam açıp kapatamamaya ve çevredeki kaslarda incelmeye yol açabilir.
Genel belirtiler
Ateş, açıklanamayan kilo kaybı, gece terlemesi ve halsizlik kemik tümörlerinin çoğunda görülmez; ancak bazı tümörlerde ve kemik enfeksiyonlarında ortaya çıkabilir. Kemik ağrısına eşlik ettiklerinde değerlendirmeyi hızlandırmak gerekir.
Hangi ağrı ve şişlik ciddiye alınmalı?
Aşağıdaki işaretler kanser olduğu anlamına gelmez; ancak bir ortopedi uzmanınca değerlendirilmeyi ve çoğu zaman en azından bir röntgen çekilmesini gerektirir:
- Birkaç haftadan uzun süren, belirgin bir yaralanmayla açıklanamayan kemik ağrısı
- Dinlenirken de devam eden veya geceleri uykudan uyandıran ağrı
- Haftalar içinde şiddeti artan ve tek bir noktada yerleşen ağrı
- Spor yaralanması olarak düşünülen ama beklenen sürede iyileşmeyen ağrı; özellikle ergenlerde diz çevresinde
- Kemiğe yapışık, sert ve büyüyen şişlik
- Küçük bir darbe veya günlük bir hareketle oluşan kırık
- Kemik ağrısına eşlik eden ateş, kilo kaybı veya belirgin halsizlik
- Daha önce kanser tedavisi görmüş bir kişide yeni başlayan kemik ağrısı
Kemik ağrısının sık görülen diğer nedenleri
Kemik çevresinde hissedilen ağrının çok daha sık nedenleri vardır: aşırı kullanım ve zorlanma, stres kırıkları, çocuklarda büyüme ağrıları ile diz önü ve topukta büyüme dönemine özgü ağrılar (Osgood-Schlatter ve Sever hastalığı gibi), kemik ve eklem enfeksiyonları, erişkinlerde ise eklem kireçlenmesi ve kemik erimesine bağlı kırıklar. Bu nedenle değerlendirmede amaç yalnızca tümörü aramak değil, ağrının gerçek nedenini bulmaktır.
Çocuklarda bu belirtilerin nasıl ayırt edileceğini çocuklarda kemik tümörleri: belirtiler ve erken teşhis yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Kemik tümörü tanısı nasıl konur?
Tanı süreci ayrıntılı bir öykü ve muayeneyle başlar. Görüntüleme yöntemleri birbirini tamamlar; tanı ise gerektiğinde biyopsiyle, yani lezyondan alınan doku örneğinin mikroskopla incelenmesiyle kesinleşir.
| Yöntem | Ne işe yarar? |
|---|---|
| Direkt röntgen | İlk basamaktır; lezyonun yeri, sınırları ve kemiğe etkisi hakkında önemli bilgi verir |
| MR | Lezyonun kemik içindeki ve çevre yumuşak dokudaki yayılımını, sinir ve damarlarla ilişkisini gösterir |
| Bilgisayarlı tomografi (BT) | Kemik kabuğunu, kireçlenmeleri ve kırık riskini ayrıntılı gösterir; akciğer taramasında da kullanılır |
| Kemik sintigrafisi veya PET-BT | Gerekli görülen durumlarda başka kemiklerde veya organlarda tutulum olup olmadığını araştırır |
| Kan tetkikleri | Tek başına tanı koydurmaz; enfeksiyon, kan hastalıkları ve genel durum hakkında yol gösterir |
| Biyopsi | Lezyonun türünü ve iyi huylu mu kötü huylu mu olduğunu kesinleştirir |
Kötü huylu bir tümörden şüphelenildiğinde biyopsinin, kesin tedaviyi yapacak deneyimli ekip tarafından planlanması önerilir. Biyopsinin hangi yoldan yapıldığı, ileride yapılacak ameliyatın planını doğrudan etkileyebilir. Tanı ve tedavi kararları çoğu zaman ortopedi, onkoloji, radyoloji, patoloji ve radyasyon onkolojisi uzmanlarının birlikte değerlendirdiği tümör konseylerinde verilir. Bu sürecin genel çerçevesini kemik tümörleri sayfamızda bulabilirsiniz.
Tesadüfen bulunan kemik lezyonları: her bulgu tümör mü?
Başka bir nedenle çekilen röntgen veya MR'da kemikte bir lezyon görülmesi sık rastlanan bir durumdur ve çoğu zaman endişe verici değildir. Çocuklarda nonossifiye fibrom, erişkinlerde ise enkondrom ve kemik adacığı gibi lezyonlar sıklıkla tesadüfen saptanır. Tipik görünümdeki bu lezyonların önemli bir kısmı hiçbir tedavi gerektirmez; bazıları yalnızca belirli aralıklarla kontrol edilir.
Böyle bir bulguyla karşılaştığınızda yapılacak ilk iş, görüntülerin ve raporun kemik hastalıklarıyla ilgilenen bir ortopedi uzmanı tarafından değerlendirilmesidir. Uzman, lezyonun takip edilebilir mi yoksa ek inceleme mi gerektirdiğini görüntüleme özelliklerine göre belirler. İnternette okunan rapor ifadeleri tek başına yorumlandığında gereksiz kaygıya yol açabilir.
Tanı konduktan sonra tedavi nasıl planlanır?
Tedavi, tümörün türüne, yerine, büyüklüğüne ve kişinin yaşına göre belirlenir. İyi huylu lezyonlarda seçenekler gözlemden, lezyonun kazınarak temizlenmesi ve boşluğun kemik grefti ile doldurulmasına kadar uzanır. Kötü huylu tümörlerde ise cerrahi; tümör türüne göre kemoterapi ve/veya radyoterapi ile birlikte planlanır.
Günümüzde uygun hastalarda tümörün güvenli sınırlarla çıkarılıp kolun veya bacağın korunması (uzuv koruyucu cerrahi) hedeflenir. Çıkarılan kemiğin yerine tümör protezleri, kemik greftleri veya dış fiksatörlerle yapılan kemik taşıma gibi rekonstrüksiyon yöntemleri kullanılabilir. Bu yöntemleri kemik tümörlerinde cerrahi rezeksiyon ve rekonstrüksiyon yazımızda anlattık. Dış fiksatörlerle ekstremite rekonstrüksiyonu, Prof. Dr. Halil İbrahim Balcı'nın eş editörlüğünü yaptığı, İlizarov prensiplerine dayalı Springer kitabının da konusudur.
Ne zaman doktora başvurmalı?
Yukarıda sayılan uyarı işaretlerinden biri birkaç hafta içinde düzelmiyorsa ortopedi uzmanına başvurmanız uygundur. Aşağıdaki durumlarda ise daha hızlı değerlendirme gerekir:
- Küçük bir zorlanmadan sonra kol veya bacağın aniden kullanılamaz hale gelmesi, üzerine basamama
- Sırt veya bel ağrısına bacaklarda güçsüzlük, uyuşma ya da idrar ve dışkı kontrolünde sorun eşlik etmesi (bu durum acil değerlendirme gerektirir)
- Kemik üzerinde kızarıklık, ısı artışı ve ateşle birlikte olan ağrı
- Kısa sürede belirgin şekilde büyüyen şişlik
Başvurduğunuzda ağrının ne zaman başladığını, gece uyandırıp uyandırmadığını, ağrı kesicilere yanıtını ve varsa eski görüntüleme sonuçlarını yanınızda getirmeniz değerlendirmeyi kolaylaştırır.
Özet
- Kemik ağrılarının çoğu tümöre bağlı değildir; kemik tümörlerinin büyük kısmı iyi huyludur.
- Haftalarca süren, giderek artan, dinlenirken veya geceleri belirginleşen ağrı ve kemiğe yapışık büyüyen şişlik değerlendirilmelidir.
- İlk adım genellikle röntgendir; MR, BT ve gerekirse diğer yöntemler tabloyu tamamlar.
- Kesin tanı, gerektiğinde deneyimli bir ekip tarafından planlanan biyopsiyle konur.
- Tedavi, tümörün türüne ve kişinin durumuna göre muayene ve görüntüleme sonrasında kişiye özel planlanır.
Sık Sorulan Sorular
Tümöre bağlı kemik ağrısı çoğu zaman derin ve sızlayıcı bir ağrı olarak tarif edilir ve belirli bir noktada hissedilir. Başlangıçta aralıklı olabilir; haftalar içinde süreklileşir, dinlenmekle geçmez ve geceleri belirginleşebilir. Bununla birlikte ağrının şiddeti ve karakteri tümörün türüne göre değişir; bazı iyi huylu tümörler hiç ağrı yapmaz. Bu nedenle ağrının özellikleri yalnızca bir ipucudur, tanı muayene ve görüntülemeyle konur.
Kemik tümörünü tek başına gösteren bir kan testi yoktur. Kan sayımı, iltihap belirteçleri, alkalen fosfataz, LDH ve erişkinlerde protein elektroforezi gibi tetkikler; enfeksiyon, kan hastalıkları veya bazı tümör türleri açısından yol gösterebilir. Ancak normal kan sonuçları tümörü dışlamaz, anormal sonuçlar da tümör olduğunu kanıtlamaz. Tanıda temel adımlar görüntüleme ve gerektiğinde biyopsidir.
Röntgen çoğu kemik lezyonunu göstermede ilk ve önemli adımdır; ancak çok küçük, erken evredeki, kemik iliğiyle sınırlı ya da omurga ve leğen kemiği gibi değerlendirmesi zor bölgelerdeki lezyonlar röntgende fark edilmeyebilir. Röntgen normal olduğu halde ağrı haftalarca sürüyor, artıyor veya geceleri uyandırıyorsa doktorunuz MR gibi ek görüntüleme isteyebilir. Belirtilerin sürmesi, normal bir röntgenden daha önemli bir yol göstericidir.
Kemik tümörlerinin türü yaşa göre belirgin farklılık gösterir. Çocuk ve ergenlerde iyi huylu lezyonlar sıktır; kötü huylu tümörlerden osteosarkom ve Ewing sarkomu ise en çok ergenlik ve genç erişkinlik döneminde görülür. Kondrosarkom daha çok erişkinlerde ortaya çıkar. 40–50 yaşın üzerindeki kişilerde kemikte saptanan yıkıcı bir lezyon ise çoğunlukla başka bir organdan yayılan tümöre veya multipl miyeloma bağlıdır.
Bu, ailelerin sık dile getirdiği bir kaygıdır. Deneyimli bir ekip tarafından doğru planlanan biyopsi, tanının kesinleşmesi için gerekli ve güvenli bir uygulama olarak kabul edilir. Biyopsinin yeri ve yolu, ileride yapılacak ameliyatta bu bölge de çıkarılabilecek şekilde seçilir. Bu nedenle kötü huylu tümörden şüphelenildiğinde biyopsinin, kesin tedaviyi planlayacak merkezde yapılması önerilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; muayene, tanı ve tedavinin yerini tutmaz. Tedavi seçenekleri ve sonuçlar kişiden kişiye değişir.
İlgili tedavi alanı Kemik Tümörü: İyi ve Kötü Huylu Türler, Tanı ve Tedavi