Kalça Ekleminde Sıkışma Sendromu: Erken Belirtiler ve Tedavi
Kalça ekleminde sıkışma sendromu (Femoroasetabular Impingement - FAI), kalça eklemini oluşturan kemik yapılarının anormal temas etmesi sonucunda ortaya çıkan bir durumdur. Bu anormal temas, eklem yüzeylerinde hasara, ağrıya ve hareket kısıtlılığına yol açabilir. Özellikle genç, orta yaşlı ve aktif bireylerde, sporla uğraşanlarda sık görülür ve uygun tedavi edilmezse kalça kireçlenmesine (osteoartrit) zemin hazırlayabilir.
Kalça eklemi anatomik olarak femur başı ile asetabulumun (kalça kemiği yuvası) kombinasyonundan oluşur. Sıkışma sendromunda bu iki yapı arasında normalden fazla sürtünme ve temasta bozukluk olur. FAI genellikle üç tipte sınıflandırılır: femoral, asetabular ve karışık tip. Femoral tipte femur başının boyun kısmında şekil bozukluğu vardır. Asetabular tipte ise kalça kepçesi daha derin, ya da kenar çıkıntılıdır. Karışık tip her iki yapının beraber olduğu durumdur.
Erken belirtiler çoğunlukla belirtisiz veya hafif ağrı ile başlar. Bu nedenle kişilerin farkındalığı önemlidir. En sık rastlanan klinik işaretler arasında yürürken veya oturup kalkarken derin kalça ağrısı, uyluk ön veya yan kısmında hassasiyet, kalça hareketlerinde kısıtlanma ve hareket sırasında takılma hissi vardır. Ağrı genellikle kasık bölgesinde hissedilir ve özellikle fleksiyon (bacak öne kaldırma) hareketlerinde artar. Uzun süre oturmak veya yürümek sonrasında şikayetler yoğunlaşır. Bu belirtiler ihmal edilirse zamanla eklem yüzeyindeki kıkırdak ve labrum (eklem çevresindeki kıkırdak halka) hasarlanır ve kalça ekleminde işlev kaybı gelişir.
Tanı sürecinde doktor değerlendirmesi, hastanın şikayetlerinin ayrıntılı alınması ve fizik muayene esastır. Muayenede kalça ekleme uygulanan impingement testi ağrıyı tetikler. Kesin tanı için görüntüleme yöntemleri gerekir. Röntgen filmi ile kemik yapılarındaki anormallikler, femur başı ya da asetabular çıkıntılar değerlendirilir. Manyetik rezonans inceleme (MR) ise yumuşak doku, kıkırdak ve labrum hasarını gösterir. Bu yöntemler, erken tanı koymak ve uygun tedavi planı hazırlamak için önemlidir.
Tedavi yaklaşımları hastanın yaşına, şikayetlerin şiddetine ve eklem hasarının derecesine göre değişir. Koruyucu tedavide ilk aşamada uygun egzersiz programları ve fizik tedavi uygulanır. Kas güçlendirme, eklem hareket açıklığını artırma ve ağrıyı azaltmaya yönelik yöntemler tercih edilir. Ağrı ve inflamasyon için medikal tedavi (ağrı kesici ve antiinflamatuar ilaçlar) destekleyici olabilir.
Eğer konservatif tedaviye yanıt alınamazsa veya ileri derece yapısal deformite mevcutsa cerrahi tedavi düşünülür. Bu alanda en başarılı yöntem artroskopik cerrahidir. Artroskopik kalça cerrahisi, minimal invaziv yaklaşımı ile deformitelerin düzeltilmesi, kıkırdak ve labrum onarımı yapılmasını sağlar. Cerrahi sonrası rehabilitasyon süreci iyileşme için kritik öneme sahiptir. Erken dönemde fizyoterapi ile hareket kazandırılır, ardından kademeli güçlendirme uygulanır.
Kalça ekleminde sıkışma sendromu erken dönemde tespit edilip tedavi edilirse hastaların çoğunda uzun vadeli kalça fonksiyonu korunabilir ve kireçlenme riski azaltılabilir. Bu nedenle kalça ağrısı ve hareket kısıtlılığı olan kişilerin zaman kaybetmeden ortopedik değerlendirmeye başvurmaları önerilir.