Eklem Koruyucu Cerrahiler ile Diz Protezi Geciktirilebilir mi?

Eklem Koruyucu Cerrahiler ile Diz Protezi Geciktirilebilir mi?

Eklem Koruyucu Cerrahiler ile Diz Protezi Geciktirilebilir mi?

Diz artrozu gibi kronik dejeneratif diz hastalıkları, ileri evrelerde diz protezi cerrahisini gerektiren önemli sağlık problemlerinden biridir. Ancak gelişen ortopedik cerrahi teknikler sayesinde, diz protezine geçiş öncesinde eklem yapısını koruyucu çeşitli cerrahi müdahaleler uygulanabilmektedir. Bu eklem koruyucu cerrahiler, hastanın ağrılarını azaltmak, fonksiyon kaybını önlemek ve protez ihtiyacını mümkün olduğunca geciktirmek amacıyla tercih edilmektedir.

Eklem koruyucu cerrahiler genel olarak dizdeki deformiteyi düzeltmek, yük dağılımını optimize etmek ve eklem yüzeylerinin daha dengeli çalışmasını sağlamaya yönelik prosedürlerdir. Bu cerrahilerin nasıl ve hangi durumlarda uygulandığını anlamak için öncelikle diz osteoartritinin mekanizmasına bakmak gerekir. Hastalık genellikle eklem kıkırdağı ve subkondral kemikte dejenerasyon ile karakterizedir. Bu patolojik süreç, genellikle dizin medial veya lateral compartmanında daha belirgindir ve buna bağlı olarak aks hizasında bozulmalar ortaya çıkar.

Eklem koruyucu cerrahlilerin başında osteotomiler gelir. Özellikle tibia ve femurda gerçekleştirilen valgus veya varus düzeltici osteotomiler, yük dağılımını etkili bir şekilde değiştirerek aşırı yük binen diz bölgesinin korunmasını sağlar. Bu sayede kıkırdak hasarının ilerlemesi yavaşlatılır ve hasta daha uzun süre kendi doğal eklemiyle işlev gösterebilir. Literatürde bu tip ameliyatların diz protezine geçiş süresini 8-10 yıla kadar uzattığı bildirilmiştir.

Bir diğer eklem koruyucu yaklaşım ise artroskopik cerrahilerdir. Burada amaç, diz içindeki menisküs yırtıkları, kıkırdak hasarları ve inflamasyon gibi problemlerin cerrahi olarak düzeltilmesidir. Artroskopik debridman ve mikrofrekansiyel kıkırdak uyarımı gibi tekniklerle, eklem yüzeyindeki küçük alanlarda iyileşme ve ağrı kontrolü sağlanabilir. Ancak bu yöntemler ileri derecede deformitesi olan hastalarda yeterli olmaz ve çoğunlukla erken evre hastalıklar için uygundur.

Ayrıca, eksremite uzunluğunu ve deformitelerini düzelten Ilizarov yöntemi ve rekonstrüksiyon cerrahileri de özellikle post-travmatik deformitelerde eklem üzerindeki yükü azaltarak koruyucu etki yapabilir. Prof. Dr. Halil İbrahim Balcı’nın çalışmalarında da görüldüğü üzere, bu teknikler sadece kurumsal ortopedi kliniklerinde değil, multidisipliner ekiplerle birlikte uygulanarak başarı oranları artırılmaktadır.

Eklem koruyucu cerrahilerin etkili olabilmesi için doğru hasta seçimi önemlidir. Yapısal deformitenin az olduğu, kıkırdak kaybının sınırlı olduğu, hastanın genel sağlık durumunun ameliyat için uygun olduğu vakalarda başarı şansı yüksektir. Aynı zamanda hastanın cerrahi sonrası rehabilitasyon programına uyumu ve yaşam tarzı değişikliği de operasyonun uzun dönem başarısını etkileyen faktörlerdir.

Diz protezi genellikle hastanın ağrılarının kontrol altına alınamadığı, günlük aktivitelerini büyük ölçüde kısıtlandığı, artrozun ağır ilerlediği durumlarda tercih edilir. Ancak eklem koruyucu cerrahiler sayesinde proteze ihtiyaç duyulan zaman dilimi birkaç yıl daha geriye alınabilir. Bu da özellikle genç ve aktif hastalar için son derece önemlidir. Ayrıca bu ara dönem, protezin ömrünü ve başarılı kalıcılığını artırmak adına kritik bir fırsat sağlar.

Son yıllarda dizde kök hücre ve biyolojik tedavilerin artmasıyla birlikte, biyolojik destekli eklem koruyucu cerrahiler de araştırılmaktadır. Kıkırdak rejenerasyonuna yönelik uygulamalarla cerrahi teknikler kombine edilerek etkinlik artırılmaya çalışılmaktadır.

Özetle, eklem koruyucu cerrahiler diz osteoartritinde proteze geçişi geciktirmenin yanında hastaların ağrı ve fonksiyon kaybını da azaltarak yaşam kalitelerini artırmaktadır. Ortopedi alanında uzman Prof. Dr. Halil İbrahim Balcı’nın bilimsel birikimi çerçevesinde bu yöntemlerin doğru endikasyon ve uygun tekniklerle uygulanması, başarılı sonuçlar elde edilmesine yardımcı olur. Cerrahi yöntemlerin yanı sıra hasta eğitimi, fizik tedavi ve yaşam tarzı yönetimi de etkili bir tedavi planının ayrılmaz parçalarıdır.